23.01.2016
Noyemzar Muradian’ın hatıralarına gőre Kürtler 1915’te Vardavar günü sabah erkenden Muş Ovasını yakmaya başlamışlar. Kürtler erkekleri toplayıp götürmüşler, kadın ve çocukları da samanlıklara doldurup diri diri yakmışlar. Gőrgü tanığı olan Noyemizar’ın beş çocuğundan sadece üç erkek çocuğu hayatta kalmayı başarmış. Büyük kızı kayıblara karışmış, küçük kızı ise göç yolunda hayata veda etmiş.
''Kocam Daniyel’i Kürtler 1915’te Vardavar yortusunun günü öldürdüler. Muş Ovası’ndaki katliam tam da o gün başladı. Vardavar Pazarı’ydı, gün henüz yeni açılmıştı, köyümüzde feryatlar yükseldi; Kürtlerin Muş Ovası’nı ayaklar altına alıp ezmekteydi, erkekleri toplayıp götürüyorlardı, kadın ve çocukları ise samanlıklara doldurup diri diri yakıyorlardı.
Çocuklarımı alıp samanlığımıza girdim; biraz orada kaldım sonra dama çıktım, ve ne göreyim! Köyümüzün ucundaki evlerden ateş ve duman yükselip, gökyüzünü kaplıyordu. Küçük kızım henüz kucak çocuğuydu. Avisar, Krikor, Sose, Kyaram ve Satik isimli beş çocuğum vardı. Ne yapacağımı şaşırdım. Sonra dışarı çıkıp, kaçmak üzere dikkatle yola çıktık. Kürtler bizi uzaktan gördüler, ve bizleri de samanlığa attılar. Komşularımız da oradaydılar; ağlayıp haykırıyorlardı. Küçük kızım yüksek sesle ağlamaya başladı. Kürtler kapıyı üstümüze kapatıp gittiler.
Aradan fazla zaman geçmeden samanlığın köşesinin yıkık olduğunu ve içeriye ışık girdiğini fark ettim. Bir iki taş da ben söktüm, çocuklarımı o delikten dışarı ittim. Sose gözden kayboldu, onu bulamadım. Sonra ben de sürünerek dışarı çıktım; koşarak kaçtık, yakınlardaki bir evin ahırına girdik. Saman yığınlarının arasına saklandık. Birden haykırmalar işittik. Kürtler samanlığı ateşe vermişlerdi. Feryatlar yükseldi, ateş çatırtıları duyluyordu. Vay lao... o neydi öyle... o günü asla unutamam...
Kaçarken binbir zorluğun üstesinden geldik. Bin defa ölümün gözlerine baktık. Ama üç oğlumu kurtarıp, Akhuryan’ın kıyısına ulaştırmaya başardım; Güzel Sose göç yolunda bir daha ortaya çıkmamak üzere kayboldu, veya nehri geçerken boğuldu. Belki de onu Türkler veya Kürtler götürdü. Göç yolunda, "Su! Su!” diye hiç durmadan su isteyen süt çocuğum Satik de öldü...
Ben çocuklarımla katliamdan kurtuldum. Sonra yine evlendim ve kaderime sığındım. Her akşam uykudan önce yaşadığım gün için Tanrı’ya şükrediyorum. Her sabah gün ağardığında "Hayata yaşlı gözlerle veda etmemek için” Tanrı'ya dua ediyorum''.
VERJİNE SVAZLİAN, ERMENİ SOYKIRIMI, HAYATTA KALAN GÖRGÜ TANIKLARININ ANLATTIKLARI, EC UBA "GITUTYUN" BASIMEVI, IKINCI BASKI, ERIVAN, TANIK: 7, 2011, S. 88.